DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ
MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ
Giriş Tarihi : 23-02-2021 18:34

UTANIN HEY UTANIN

Sevgili okurlarım!..

Tabiri caizse bugün yine vitesten attım.

Lütfen beni bağışlayın.

Bu ülkede üniversitelerimize “fuhuş yatağı” diyen boşboğaz bir profesörün,

Ve aynı kafada bir başka şarlatanın “Boğaziçi’limisiniz nesiniz. Biz eylem falan yapmayız. Biz abdest almayız bizim abdestimiz zaten var. Biz gece vakti işi bitirir ertesi gün işe gideriz bilin istedim” diyen gençlerimizi kin ve düşmanlığa sevk eden sözüm ona pofların varlığını görünce…

Ve bir başkasının “Laiklik anayasadan çıkartılsın” saçmalığını duyunca ve dahi Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı bir hainin mezarı başında anıldığını görünce kan beynime sıçrıyor.

Tabiri caizse kimyam bozuluyor.

Bunlara ne yazayım diye düşününken aklıma 23 Mayıs 2017 tarihinde “Hür Haber” Gazetesinde yazdığım bir köşe yazım geliyor.

Bu nedenle “UTANIN HEY UTANIN LANET OLSUN SİZE ALKIŞ TUTANIN” başlıklı o köşe yazımı sizlerin görüşlerine sunma ihtiyacım hâsıl oluyor.

Buyurun birlikte okuyalım.

*** 

Şair ne de güzel söylemiş bu sözleri…

“Utanın hey utanın lanet olsun size alkış tutanın” demiş.

İyi bir şairin iyi bir özelliğidir bu,

İki satırlık bir beyitle bütün bir hayatı anlatabilmek.

***

Bu mukaddes topraklar üzerinde yaşayıp da her ne ad altında olursa olsun bu vatana ihanet eden,

Yollarıma mayınlar döşeyen,

Okullara, kurum ve kuruluşlara molotof atan,

Kendi vatandaşına bombalar yağdıran,

Fakirin fukaranın alın terini, devletin kör kuruşunu çalan,

Hırsızlık ve yolsuzluk yapan,

Askerime polisime tetik çeken veya çektiren bütün hainler,

Ve bu hainlikleri destekleyenler,

Himaye edenler,

İhanete methiyeler dizenler için;

“Utanın hey utanın, lanet olsun size alkış tutanın” demiş.

Hakikaten lanet olsun onlara da, onlara alkış tutanlara da…

***

Çevreme bakıyorum…

Utanması gereken insanların toplum içerisinde cakayla yürüdüklerini, itibar ve saygınlık gördüklerini görünce  insanlığımdan, Müslümanlığımdan, Türklüğümden utanıyorum.

Hırsızın yaptığı hırsızlıklardan,

Bürokratın yaptığı yolsuzluklardan,

Siyasetçinin söylediği yalanlardan utanıyorum.

Adalete, siyasete ve siyasetçiye olan güvensizlikten utanıyorum.

***

Bazı insanların APO gibi bir hainin, FETO gibi bir sümüklünün peşinden gitmelerinden, onlara inanmalarından, onları desteklemelerinden utanıyor, utanmaktan öte kahroluyorum.

Bir insan bu kadar hain, bu kadar cahil olamaz diyorum.

***

Çevreme bakıyorum!

Cumhuriyete, medeniyete, yeniliklere düşman ömrünü karanlıklar içerisinde geçirmiş, karanlıklara, hurafeye sevdalı insanlar görüyorum.

Din adına dinsizlik yapan yobazlardan, utanıyorum.

***

Bütün bu olumsuzlukları, yolsuzlukları, gaflet, dalalet ve ihanetleri gördüğümde;

“Yarabbi bunlar hiç helal lokma tatmadılar mı?..

Bunları emziren ananın sütünde bir bozukluk mu vardı ki böylesine karanlık yollara saptılar? Demekten kendimi alamıyorum.

***

İnsan olan üç günlük dünya için sonsuza kadar kalacağı ahiretini cehennem eder mi?

İnsan olan vatanına, milletine, devletine her ne altında olursa olsun ihanet eder mi?

Eşref-i Kamil dediğimiz insan bu kadar cahil, bu kadar hain, bu kadar hırsız, bu kadar arsız ve bu kadar ahlaksız olabiliri mi?

Ne yazık ki cevabını merak ettiğim bu sorulara çevap bile bulamıyorum.

Cevapsız sorulardır bunlar.    

***

Allah’a şükür olsun ki bu cennet vatanımın yedi bölgesini gezmiş görmüş, canından aziz bilmiş birisiyim. Gittiğim gördüğüm yerlere bakıyorum her taraf cennetten bir köşe…

O büyük Allah bütün rahmetini, bereketini, güzelliğini bolca ihsan etmiş bu kutsal topraklara…

Çünkü bu topraklar  şehitlerimin mübarek kanları ile yoğrulmuştur.

Bu topraklar şehitler yurdu, evliyalar diyarıdır.

Bu topraklar Hacıbektaş Velilerin, Mevlanaların Yunusların, yurdudur.

***

Bu topraklarda  daha yirmi yaşında iken küçük yaştaki oğlu ile üç aylık kızını evde bırakarak vatan savunmasına koşan Erzurumlu Nene Hatunların,

***

Daha yirmi bir yaşında iken kocası da asker olan kucağında çocuğu önünde kağnısı ile İnebolu’dan cepheye top mermisi  götürmek  isterken top mermileri ıslanmasın diye çocuğunun üzerindeki örtüyü top mermilerinin üzerine örten ve amansız kış şartlarına dayanamayarak donarak şehit olan Kastamonulu Şerife Bacıların,

***

Bu topraklar,

Mecidiye Tabyası'nda askerlik yapan ve “Bu gülle son gülledir Yarabbi” diyerek  215 okkalık (yaklaşık 275 kilogram) top mermisini tek başına omuzlayarak namluya süren ve İngilizlerin “Batmaz” dedikleri savaş gemisini denizin derinliklerine gömen 26 yaşındaki Seyit Onbaşıların doğduğu yaşadığı ve şehit olduğu topraklardır.

***

Gazi Antep’i istila eden İngiliz komutanına "Kirli ayaklarınızın bastığı şu mübarek toprakların her zerresinde şühedâ kanı karışıktır... Din için, namus için, hürriyet için ölüme atılmak bize, Ağustos ayı sıcağında soğuk şerbet  içmekten daha tatlı gelir.

 

Bir gün evvel topraklarımızdan savuşup gidiniz. Yoksa kıyarız canınıza."

Diyen ve 28 Mart 1920 tarihinde de savunduğu köprüyü ölmeden düşmanı geçirtmeyen Şahin Bey isimli kahramanların ağustos ayında buzlu şerbet içer gibi şahadet şerbetini içtiği Şahinler diyarıdır.

***

Bu topraklar;

                                             

“Ben Antepliyim, Şahin'im ağam.

Mavzer omzuma yük

Ben yumruklarımla dövüşeceğim.

Yumruklarım memleket kadar büyük”

                                           

Diyenlere, gönlündeki vatan ve bayrak sevdası  memleket kadar büyük

olan gönül dostlarına ve vatan kahramanlara selam olsun.

VE…

Üzerinde kiri, lekeyi, pisliği barındırmayan “Bu cennet vatana ama öyle, ama böyle her türlü ihanetin zerresini yapanında, yaptıranında, yapanları, yaptıranları alkışlayanlarında Yüce Allah bin türlü belasını versin.”

“ÂMİN” diyen dilleriniz dert görmesin değerli okurlarım.

Kalın sağlıcakla…

*///*

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA