DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
HİKMET KIDOĞLU
HİKMET KIDOĞLU
Giriş Tarihi : 19-01-2021 17:54

İN ORGANİK(!)

Geçen yazımızda Elazığ’ımızın organik beslenmesi üzerine bir yazı yazmıştım.

Bugün ise in organik üzerine bir yazı yazmak istedim (in kelimesini mecazi anlamda kullandığımı belirteyim).

Ayaklarımız toprağa hasret olarak çok diyeceğimiz hızla yaşlanıyoruz. Her taraf beton, asfalt oldu. Bu nedenle vücudumuzda ki elektriği atamıyoruz. Atamadığımız içinde sinirli oluyoruz.(Tuvaletini toprağa yapmak zorunda olan kediler sokakta buldukları saksıları kullanmak zorunda kalıyor, onlarda toprağa hasret.)

Köye, köyümüze gitmek yerine köylüleri şehirlere getirdik. 40.000 köy sayısı şu an 18.335 e düştü. Bir zaman ürünleri kendine yeten Türkiye bu nedenle birçok besinleri dışardan getirmeye başladı. Köylere traktör gibi tarım araçları girdi. Köylü organik gübre yârine suni gübre kullanmaya başladı. Gıda sanayisini elinde tutan başta Amerika olmak üzere İsrail dünyayı kendilerine bağımlı yapmak için bir defalık kullanımlı tohumlar verdiler. (Bu tohumlardan yeni tohum elde edilemiyor).Arı domates diye satılan sera domateslerinin döllenmesini sağlayan arıyı ithal ediyoruz. Ve bu arıları üretip kullanma imkânımız yok; çünkü yapısıyla öyle oynamışlar ki bir kere kullan yenisini bizden iste sistemi geliştirmişlerdir. Amerika kendi ülkesinde kullanılması sağlık için zararlı olan mısır şurubunu bizim gibi dünyanın birçok ülkesine satıyor. Başta tatlılar olmak üzere bu şurubu gıda içinde kullanıp satılıyor. Kromozomları değiştirilmiş daha çok verim veriyor havasıyla gönderdikleri Türkiye’nin o sağlıklı buğdaylarını yok etmeye çalıştılar. Çok şükür bazı yöresel belediyeler bu konuyu ele alarak Karakılçık, Kastamonu Siyez vs. buğdayı gibi tohumları yeniden üretmeye başladılar. Mahsül yetiştiren bazı ekiciler halkın sağlığını düşünmeden gelişi güzel gübreler kullandılar. (Karpuzu kabak ile aşılayarak o güzelim tadını bozdukları gibi). Hazar gölünü santral yaptıkları için suyunu Mollaköy ve civarındaki ovaya verdiler. O mis gibi kokan ve lezzetinden doyulmayan Mollaköy kavunu bu sodalı su nedeniyle tarihe karıştı. Evine Mollaköy kavununu alan aileler onun kokusu ile evlerini şenlendirirlerdi.

Şavak peyniri diye namlı şanlı bir peynirimiz vardı. İlkbahar oldu mu bu peynirin gelişini dört gözle beklerdik. Alınan peynirin suyu alındıktan sonra tuzlanıp küplere, teneke kutulara konulması başlı başına bir olaydı. Bu peynirden yapılan peynirli ekmek bizim ulusal tatlımızdı. Şavak peyniri de rahmetli oldu.Deri tulumlara basılan tulum peynirimiz evimizin tırnak veya çekme ekmekle yenilen kahvaltı lüksümüzdü. Deri tulum az olsa da var ama şimdi plastik bidonlarla üretiliyor. Plastik bidonların sağlıklı olduğu ise takdirlerinize sunulur. Sitillerle gelen yoğurtlarda plastik kovalara girdi.

Bir kırtik kopardığımız da sanki su musluğu açılmış gibi suyu akan Paşa armudu yok oldu gibi. Palulu Haşim beyin Şakşak elması nerde diye sormayın?

Öküzgözü üzümü; kaynağı olan Sürsürü’nün ev yapılması nedeniyle öküzgözü üzümü iriliğini tadını kaybetti tabir caizse kuzugözü üzümü oldu.

Bahçemizde kavurma yaparken bütün mahalle kokusunu alırdı. Şimdi mutfakta et kızartılıyor et kokusunu alamıyorsunuz.

O kadar değişime uğrayan sebze meyve var ki hangisini yazalım çizelim?

Yenidünya dedikleri bu olsa gerek. Organik ekmek, organik yumurta, organik yoğurt diye bunun gibi gıdaları arıyoruz. Nerdeyse organik insan var mı diye yola çıkacağız.

Şehirler kalabalıklaştı, köyler uzaklaştı, dostlarımız azaldı, kin gütmeyen arkadaşlar, dert dinleyen yaraya merhem olan organik yarenler yok oldu. Bunun yerini ise İnorganik(!) insanlar türedi.

Acaba organik aradıklarımız içinde organik KORONA da var mı? Onu da organik listesine kaydettik mi gel keyfim gel olacak(!)…

 

EY HAYAT: Çok şey istiyorum senden hayat! Bir avuç mutluluk, bir parça huzur ve birazda kahkaha… Lütfen zorluk çıkarma…

 

 

 

 

 

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA