DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Av.İrfan SÖNMEZ
Av.İrfan SÖNMEZ
Giriş Tarihi : 18-04-2021 11:38

Bu Sistem Siyaseti Kandil'e Mahkum Eder

İYİ Parti lideri sayın Akşener grup toplantısında salgında gelinen noktanın sebeplerini irdelerken; Sayın Erdoğan sen doktor musun? diye sordu.

İşte bütün mesele bu sorunun cevabında kaynaklanıyor. Akşener, Erdoğan'ın doktor olmadığını bilmiyor mu? Biliyor. Bu sorunun nedeni, uzmanların dinlenmemesi ve pandeminin kontrol edilemez bir noktaya gelmesinde Erdoğan'ın rolüne işarettir.

Uzmanlar aylardır tam kapanma olmadan salgının kontrol altına alınamayacağını söylüyorlar. Muhtemelen bunu Saray'a rapor ederken de ifade ediyorlar. Ama konuşup, yazdıkları ile kalıyorlar. Çünkü son kararı Saray veriyor ve uzmanların tavsiyeleri havada kalıyor. Uzmanları dinlese, yıkılmadım ayaktayım demek için lebalep kongreler yapmasa bugün daha farklı bir tablo ile karşı karşıya olabilirdik. İşte Akşener bu yanlışlığa dikkat çekmek, her şeyi bilme psikolojisin yanlışlığını göstermek için sen doktor musun demek zorunda hissetti kendini.

Daha önce ekonomi ile ilgili eleştirilere karşı da sayın Erdoğan, ekonominin patronu benim ben, bu benim ihtisas alanım demişti. Daha sonra ekonominin ne hale geldiğini gördük. Bu ben kibri sonunda dönüp dolaşıp milleti vuruyor. Ben diye el atılan her mesele içinden çıkılamaz hale geliyor.

Bizim gibi toplumlarda karizmayı korumak uzmanları dinlemekten önemlidir. Lider dediğin nefsinden başkasını dinlemez, her şeyi bilir gibi bir inanç var. Oysa Allah Resulü bile, ben her şeyi bilmem demişti. Bu sakim mantık bilerek veya bilmeyerek şu veya bu faniyi Peygamberin üstüne çıkarır. Ona yakıştırılmayanı belli insanlara yakıştırır.

Bu ben bilirim kibri ile o kadar yanlışlar yapıldı ki, hangi birini anlatalım. Şu partili başkanlık sistemi onlardan biri değil mi? Şimdi kapalı kapılar ardında, özel toplantılarda bunu kendileri bile itiraf ediyor.

Geçen gün uzun yıllar bakanlık yapmış, hala AKP'de siyaset yapan biri bir Youtube kanalında partili cumhurbaşkanlığının yanlışlığını anlatırken şunları söylüyordu: "Öyle ucube bir sistem kurduk ki hiç bir parti tek başına yüzde 51'i bulamaz. Bu sistemi ayakta tutmak için ittifaklara mecbur olmak demek. Yarın yüzde 51 için Kandil'e, İmralı'ya bile mecbur kalınabilir.Hiç bir hazırlık yapılmadan, sonuçları düşünülmeden sistem değişikliği yapıldı."

İstanbul seçimlerinde İmralı'ya nasıl koştuklarını görmedik mi? Bir sistem ki, sizi teröristlere bile mahkum edebiliyorsa artık onun meşruiyetinden, doğruluğundan söz edilebilir mi? Bakın HDP' için Yargıtay savcısının yaptığı suç duyurusu Anayasa mahkemesinden döndü. Niye diye soran var mı acaba? Artık Saray'ın mahkemesi haline gelen bir mahkeme niçin iddianameyi iade etmiş olabilir? Sadece içindeki eksiklikler, yahut delillerin yetersiz olması mı?

Türkiye'yi terör örgütüne mahkum eden bir sistem meşru olamaz. Kağıt üstünde meşruiyet ayrı, gerçek ayrı.Böyle bir sistem ülkeye felaket getirir. Onun için son birkaç yazımda ısrarla muhalefetin güçlendirilmesi, HDP'nin anahtar parti olma işlevinin kaybettirilmesi gerektiğini yazdım. Amacım particilik değil,Türkiyeciliktir. İYİ parti daha ileri noktalara taşınmalı derken de bunu kasdettim. Elbette Gelecek Partisi, DEVA, SP gibi partiler de önemli ve gerekli. Ama şu anda HDP'yi anahtar parti olmaktan çıkarmaya en yakın parti, İYİ Parti. Yüzde 15-16 aralığında olan oy oranının yüzde 20'lere taşınması siyaseti HDP'nin oylarına muhtaç olmaktan kurtaracaktır. Her alanda ülkeyi geri götüren, sadece Saray ve çevresine yarayan bu sistemden kurtulmanın yolu budur. Gelin siyaseti Kandil'e muhtaç olmaktan kurtaralım.Particiliği bir tarafa bırakarak, ülke ve milletin bütünlüğü için bunu yapalım.

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA