YEREL
Giriş Tarihi : 29-04-2021 12:25   Güncelleme : 29-04-2021 12:25

Çağlar: Elazığ’ın ekonomi modeli ile ilgili açıklama yaptı

 Çağlar: Elazığ’ın ekonomi modeli ile ilgili açıklama yaptı

Elazığ Kültür ve Tanıtma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Çağlar, Elazığ’ın ekonomi modeli ile ilgili açıklama yaptı. Başkan Çağlar, “Elazığ’ a özgü bir model geliştirebilir miyiz düşüncesi ile bu konuda görüşlerimizi dile getirmeye çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Elazığ Kültür ve Tanıtma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Çağlar yaptığı açıklamada, “Kısa vadede Elazığ ekonomisi açısından potansiyeli olan; Turizm, Tarım-Hayvancılık, Su ürünleri sektörlerinin öncelikli olarak dikkate alınması ve bu sektörlerde geniş (fazla) çalışma alanı oluşturulması ve böylece çok kişiye gelir ve iş olanağı yaratılması uygun olacaktır” dedi. Başkan Mehmet Çağlar’ın yaptığı açıklama şöyle: Covid-19 salgını dünyada herkesi tedirgin ederek insanları adeta gelecek kaygısı içine düşürmüştür. Ayrıca beslenme ve gıdada kendi kendine yetme konusunda tarihte eşine az rastlanır bir korku ve kaygı yaratmıştır. Her toplum bundan sonra tarımı, gıdayı, suyu ve kendi kendine yeterliliği daha çok konuşur hale gelmiştir. Salgın sonrası son derece kapsamlı ve şiddetli bir sosyal ve ekonomik değişimin kaçınılmaz olduğu görülmüştür. Ekonomistler gelecekte her şeyin eskisi gibi olmayacağını, yeni şeyler düşünmemizi ve aynı şekilde hareket ederek farklı sonuçlar elde etmenin mümkün olmayacağını belirtiyorlar. Yani değişimin kaçınılmaz olduğu ifade ediliyor. Yeni düzen “herkes için değer yaratacak bir dönüşüme ihtiyaç olduğuna” dikkat çekmektedir. Bunun için toplumun her kesiminden paydaş odaklı değer üretimine doğru bir dönüşüm başlatılmalı, diyor John Ekington. Bunun sonucunda, toplumlar “yerel ekonomiler yaratmak” ve yerel üretime önem verme gibi bir olgu ile karşı karşıya kalmıştır. Bu bağlamda Elazığ’ a özgü bir model geliştirebilir miyiz düşüncesi ile bu konuda görüşlerimizi dile getirmeye çalışacağız.

BUNDAN SONRA GENEL OLARAK NE YAPMALIYIZ

Bilim adamları önümüzdeki 10 yılda kendi kendine yeten ülkelerin ayakta kalabileceğini işaret ediyorlar. Bu nedenle geleceğin öne çıkardığı “Tarım Sektörü” olacak gibi görünüyor. Dolayısı ile önümüzdeki yıllarda tarım arazileri en kıymetli varlık olacaktır. Kısacası tarım geleceğin yatırım aracı olarak yerini alacaktır. Oysa, ülkemizde tarımla uğraşan nüfus sayısı her geçen gün azalmaktadır. Sektörü cazip hale getirmenin yolu, bütün dünyada yapıldığı gibi, tarımın sübvanse ve teşvik edilmesinden geçmektedir. Bütün bu gelişmeler tarım politikalarının yeniden gözden geçirilmesine neden olmaktadır. Bunun için tarıma olan desteklerin artması, kendine yeten ülke olma yolunda gerekli adımların atılması gerekmektedir. En önemlisi tarım arazilerinin amacının dışında kullanılmasının önüne geçilebilecek politikalar oluşturulmalıdır. Ayrıca, Türkiye’ de tarımsal ürün üretiminin bölgelere ve üretim yerlerine göre planlanması uygun olacaktır. Bunun için “coğrafi işaretli ürünler” sistemli bir proje olarak uygulanabilir. Bu nedenle öncelikle yerel üretime önem verilmesi, yerli ve yerel üretimin desteklenmesi ve teşvik edilmesi önem kazanmıştır.

YEREL BİR SİSTEM OLUŞTURMAK

Son 10-15 yıllık süreçte çok sayıda girişim ve etkinliklerle Elazığ’ın ekonomik durumu ve kalkınması ile ilgili toplantı ve sempozyumlar düzenlenmiş, 2001 yılında “Elazığ 1’nci Ekonomik Kurultayı’ndan” sonra 2014 yılında “Elazığ Kalkınma Kurultayı” yapılmıştır. Bu toplantı ve kurultaylara katılmış, bir çok toplantıya ev sahipliği yapmış birisi olarak bir tespitimi dile getirmek istiyorum. Çok sayıdaki toplantı ve kurultaylarda çok çeşitli konuşmalar ve görüşmeler yapıldı. Öneriler ortaya konuldu. Özetle çok şey söylendi ve tartışıldı. Ancak, fazla bir şey yapılmadı. Yeteri kadar kaynak ve girişimci olmaması nedeniyle belirlenen öncü sektörlerin hiçbiri öne çıkarılmadı ve somut adımlar atılamadı, atıldıysa da çok cılız kaldı. 2020 öncesinde Elazığ sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralamasında Türkiye’ de 81 il içerisinde 42’ nci sırada olup (Kaynak : SEGE – 2017), ancak orta gelir grubunda yer almıştır. Bu ekonomik yapı 2020 yılında önce yaşanan deprem felaketi ve sonrasındaki pandemi salgını nedeniyle büyük bir hasar görmüştür. Elazığ’ daki deprem ve koronavirüs salgını sonrasında oluşan ekonomik sorunlar ve çözüm önerileri başlığı ile hazırladığımız kapsamlı raporda; bu yeni dönemde farklı arayışlar yerine mevcut potansiyel veya kaynaklarımızın iyi değerlendirilmesini önermiştik. Aradan geçen bir yıl içinde her şey daha da kötüleşti. Bundan dolayı şehrin ekonomik politikasının yeniden gözden geçirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu nedenle özellikle kendine yeterli, toplumsal temelli kalkınmayı gözeten ve her kesimden paydaş odaklı yeni bir ekonomik sistemin hayata geçirilmesini öneriyoruz. Bunun için kısa vadede Elazığ ekonomisi açısından potansiyeli olan; -Turizm -Tarım-Hayvancılık -Su ürünleri sektörlerinin öncelikli olarak dikkate alınması ve bu sektörlerde geniş (fazla) çalışma alanı oluşturulması ve böylece çok kişiye gelir ve iş olanağı yaratılması uygun olacaktır.

 A) TURİZM

Tarihi ve kültür varlığımıza doğal zenginliğimizi de kattığımız zaman şehrin turistik açıdan değeri ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle turizm konusunda önemli avantajlara sahip olan Elazığ bu potansiyeli iyi ve doğru bir biçimde değerlendirmelidir. Yeni şeyler icat etmeye ve yapmaya gerek yok. Bunun için işe sadece eksiklikleri tamamlamak ve yanlışlıkları düzeltmekle başlayalım. Öncelikle, kenti cazip kılan özelliklerin yani potansiyelimizin doğru bir biçimde ortaya konulması gerekmektedir. Bölgemiz tarih ve kültür fışkırıyor, ancak biz bu hazineyi tanıtamıyoruz. Buna zengin mutfak kültürümüzü de kattığımız zaman yüksek bir turizm potansiyeline sahip olduğumuz ortaya çıkmaktadır. Bu açıdan bakıldığında öncelikle turizm sektörünün dikkate alınarak ekonomimiz açısından değerlendirilmesi uygun olacaktır. Bütün bunların dışında Harput’ un “UNESCO” sürecinin ve “Harput Senfonisi” nin şehrin tanıtımında marka olarak değerlendirilmesi göz ardı edilmemelidir.

B) TARIM VE HAYVANCILIK

Tarım sektörü ilin ekonomisine yön veren en önemli sektörlerden biridir. Ancak sektörün gelişmesine engel olan sorunların başında, tarım arazilerinin çok küçük ve parçalı olması gelmektedir. İldeki tarım arazilerinin %70’ inden fazlası 50 dekarın altında büyüklüğe sahiptir. Ayrıca tarım arazilerinin sulama sorunları bulunmaktadır. Hayvancılık ise genelde aile işletmeciliğine dayanmakta olup, entegre tesis sayısı son derece düşüktür. Köy nüfusu her geçen gün azalmaktadır. Bütün bu olumsuzlukları dikkate alarak bu konudaki önerilerimizi aşağıda özetlemek istiyoruz.

-Tarım arazilerinin çok küçük ve parçalı olma sorununun aşılması için Hazineye ait arazilerin tarım sektörüne tahsisi sağlanmalıdır. (16 Eylül 2020 tarih ve 31246 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 400 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliği ile Hazine arazilerinin tarım sektörüne tahsisinin önü açılmıştır.)

 - Tarım Ofisleri kurulmalı, nerede ve ne tür ürün yetiştirilmesi konusunda öncülük edilmeli ve çiftçi yönlendirilmelidir.

-Gençler başta olmak üzere, tarımla ve kırsalla bağları olanların tarıma ve kırsala dönmesi teşvik edilmeli ve özendirilmelidir.

-Üretim planlaması yapılmalıdır. Tarım sektörünün stratejik konumu nedeniyle tüm tarafların katılımı sağlanarak bu planlama gerçekleştirilmelidir.

-Ekilebilir tarım arazisi miktarı arttırılmalı ve daha fazla nüfusun sektöre kanalize edilmesi için kooperatifçilik ve benzeri ortak girişimcilik özendirilmelidir.

-Teşvik, kredi ve hibe olanaklarından yararlandırılmalıdır. -Her türlü girdi desteği sağlanmalıdır. Örneğin; tohum, fide, gübre ve ilaç gibi.

-Sulama olanakları arttırılarak yıllardan beri devam eden bu soruna çözüm aranmalıdır.

-Hayvancılıkta entegre işletmelere dönüş ve modern hayvancılık sistem uygulamaları teşvik edilmelidir.

-Elazığ’ a özgü bir model olarak, aile çiftliklerinin oluşturulması teşvik edilmeli, yerel ve geleneksel gıda üretimi ve organik tarım planlanmalı ve desteklenmelidir.

-Verimi yüksek hayvan ırklarının ön plana çıkarıldığı üretim modelleri baz alınmalıdır.

-Kanatlı hayvan yetiştiriciliğinde modern tesisleşmelerle öncülük verilmelidir.

C) SU ÜRÜNLERİ

Elazığ su ürünleri potansiyelinden de yeteri ölçüde yararlanmamaktadır. Su ürünleri üretim kapasitemizden %30’ un altında faydalanmaktayız. Buna rağmen Elazığ alabalık üretiminde Türkiye’ de ilk sırada yer almaktadır. Buna uygun bir coğrafyamız bulunmaktadır. Ancak gözlenen kapasite kullanım yetersizliği, bu sektöre verilecek destek ve teşviklerle giderilebilir. Sektörün önemi ve özelliği iyi anlatılabilirse mevcut potansiyelden şehrin yararlanması mümkündür. Ayrıca sektörün ihracat potansiyeli iyi değerlendirilmelidir. Bu nedenle İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ nün bu konuda kapsamlı bir çalışma yapmasını öneriyoruz. Özetle; tarım-hayvancılık ve su ürünleri sektörleri açısından belirtmeye çalıştığımız sorunların çözülmesi ve bölgenin destek ve teşvik tedbirlerinden yararlandırılması uygun olacaktır. Özellikle yerel yönetimin önderliğinde bir plan ve program doğrultusunda sektörlerin paydaşları ve meslek odaları ile işbirliği oluşturarak kapsamlı bir çalışma yapılması halinde Elazığ bu konuda da marka bir şehir haline gelebilir. Bu nedenle İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne büyük bir görev düşmektedir.

ÖNERİLERİMİZ

Kaynak kullanımında önceliklerin belirlenmesi her zaman önemlidir. Ayrıca mevcut potansiyelimizin kısa vadede iyi ve doğru değerlendirilmesi halinde bu krizi fırsata dönüştürebiliriz. Düşündüğümüz yerel ekonomi yaratma modelinde önceliğin turizm sektörüne verilmesini ve sistemin aktörü olarak da girişimci “kadınlarımızın” öne çıkarılmasını arzu ediyoruz. Bunun için kadın girişimcilerin yönlendirilmesi, bilgilendirilmesi ve örgütlenmesi sağlanmalıdır. Bir başka ifade ile sistemin onların üzerinden kurulmasını öneriyoruz. Gelin şehrimizdeki girişimci kadınlarımızı bir araya getirelim. İlk adım olarak gastronomi ile başlayarak, tarih ve kültür zenginliğimiz ile turizmde büyüyelim ve tarımda bugüne kadar başaramadığımız, planlama, örgütlenme ve reformlarla Elazığ’ a özgü yeni bir model oluşturalım. Bunun için öncelikle Elazığ mutfağının öne çıkarılmasını, geleneksel yemeklerimizi tanıtmak amacı ile kadın girişimcilere destek verilmesini ve buna özgü işyerleri açılmasını öneriyoruz. Bundan hareketle turizm sektörünün gelişmesi, tarım ve su ürünleri sektörlerindeki sorunların çözümü ile de bir bütün olarak ekonomik gelişme sağlanabilir. Sonuç olarak; artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bu nedenle aynı şeyleri tekrar ederek, farklı sonuçlar elde edemeyeceğimize göre yeni şeyler yapmalıyız. Her şeyi Ankara’dan beklemek yerine, acaba biz ne yaparız demenin zamanı gelmedi mi?